Devrimci Trabzonsporlular

08/11/2016
Yoldaşımız, renktaşımız Vahap Güven'i Kobani'de kaybedeli iki yıl oldu bugün. Hrant ağabeyin anmasında Trabzonsporun ayd...
24/10/2016

Yoldaşımız, renktaşımız Vahap Güven'i Kobani'de kaybedeli iki yıl oldu bugün. Hrant ağabeyin anmasında Trabzonsporun aydınlık yüzüne ve halkların kardeşliğine nasıl da sahip çıkmıştı. Huzur içinde yat heval, emanetin emin ellerde.

Kazım'ın yürüdüğü yoldayız!Kazımişi Gzas Vorert!
25/06/2016

Kazım'ın yürüdüğü yoldayız!
Kazımişi Gzas Vorert!

01/05/2016

Yaşasın İşçilerin birliği, Halkların Kardeşliği
Yaşasın 1 Mayıs!

Kulübümüz tarafından, Kulüpler Birliği adlı oluşuma karşı yayınlanan bildiriyi paylaşıyor;Sayın Başkan ve Yönetim Kurulu...
29/04/2016

Kulübümüz tarafından, Kulüpler Birliği adlı oluşuma karşı yayınlanan bildiriyi paylaşıyor;
Sayın Başkan ve Yönetim Kurulu'ndan şike yandaşı Kulüpler Birliği adlı oluşumdan çekilmelerini talep ediyoruz!

Kulübümüzden açıklama: Türk futbolundaki sorunlar 2 dakikayla çözülmez

Kulüpler Birliği’nin başlattığı “2 dakika düşün” kampanyasına söz konusu metnin içeriğinin eksikliklerle dolu olması nedeniyle onay vermediğimizi ve kabul etmediğimizi açık bir dille ifade ediyoruz. Süper Lig’de bu hafta oynanacak karşılaşmalarda uygulanacak bu kampanyanın, aşağıdaki metinde belirttiğimiz unsurların da yer almasıyla anlamlı olacağını kaydediyor, futboldaki sorunların çözümü için değil 2 dakika 2 yıl düşünmenin bile yetersiz olduğunu vurguluyoruz.

Öncelikle bu hareket gerçekten temiz futbol ve güzel oyun isteyenlerle yürütülmelidir. Spora, topluma, hakemlere futbolun tüm değerlerine gösterilmesi gereken saygıyı ve futboldan uzak olması gereken şike, teşvik, ırkçılık, yanlı hakem kararları gibi güzel oyunu çirkinleştiren faktörleri hatırlatabilmek için, sağduyulu ve buna inanan bir zihniyet ile tek vücut olmalıyız.

Bu hareket, evet, sadece sahaya girip hakeme saldıran taraftara yönelik olmamalıdır. Bizi bu noktaya getiren herkese ve istediği sonucu alamayınca kendini kaybedip Türk futbolunu zedeleyen her söyleme, itibarını yok eden her eyleme karşı olmalıdır. Ayrıca…

Sinirlerine hakim olamayan yöneticiye…

Halkı kışkırtan tribün liderine…

Provokasyoncuya…

Haddini aşan yorumcuya…

Profesyonel olması gerekirken öfkesine yenilen oyuncuya…

Kazanmak adına her yolu mübah gören kulüp yöneticilerine…

Kuralları adil uygulamayanlara…

Şikeye…

Teşviğe…

Irkçılığa…

Antrenörün başını yarana…

Sahaya girip futbolcuya saldırana…

Taraftarı tribünden aşağıya atanlara… Bıçaklayanlara… Ölümüne sebep olanlara…

Polis araçlarını yakanlara…

Manipülasyona…

Kısacası bugün geldiğimiz noktaya bizi getiren her şeye karşı olmalıdır.

Trabzonspor Kulübü olarak diyoruz ki… Futbolu bu hale getirenleri en azından 2 dakika utanmaya ardından 2 dakika düşünmeye, sonrasında gerçekten futbola saygıya, adil ve güzel oyuna davet ediyoruz...”

Trabzonspor-Fenerbahçe maçı ve sonrasında yaşananlara dair renkdaşımız Hasibe Çoban'ın yazısı....*************Arada yaza...
27/04/2016

Trabzonspor-Fenerbahçe maçı ve sonrasında yaşananlara dair renkdaşımız Hasibe Çoban'ın yazısı....

*************

Arada yazalım ki rengimiz belli olsun:) Çoğunlukla soldan, az birazcık taraftarlıkla ve son yaşananlar üzerine.. Biraz uzun oldu, sabrınıza emanet:)

Bağzı "ilerici-aydın-hassas" solcularımızın haritadan silinmesini istediği şehirlere her gün bir yenisi ekleniyor. Konya, Trabzon, Kilis, Sakarya, Samsun, Kütahya, Afyon, Erzurum, Bayburt, Yozgat, Urfa, Sivas ... Memleketi kurtarma derdindeler ama sil sil ortada memleket bırakmadılar. Osmanlı’nın son maarif nazırlarından Emrullah Efendi'nin şaka amacıyla söylediği belirtilen "Şu mektepler olmasa maarifi (öğretim ve eğitim sistemi) ne güzel idare ederdim." sözü "Bu halk olmasa biz ülkeyi çok iyi yönetiriz." şeklinde günümüze uyarlanmıştı zaten. "Şu şehirler olmasa güzel memleket aslında." diyerek bir uyarlama da biz yapalım:)

Adana’da patates fiyatlarını protesto etmek isteyen çiftçilere polis saldırıyor. Çiftçilerden biri, “AKP’ye oy verdim. Haram zıkkım olsun o verdiğim oy” diyerek isyan ediyor. "Solcu"nun verdiği tepki; "İyi olmuş, vermeseydin oy, 12 yılda yeni mi aklın başına geldi vs" Kilis'i IŞİD günaşırı füzelerle vuruyor, 17 kişi hayatını kaybetmiş. "Kilis AKP'yi alkışlamıştı, zaten faşistti, şimdi ne hali varsa görsün vs" diyor. "Konya gerici, dincilerin oy kaynağı, yakalım şehri gram üzülmem." "Trabzon faşist, oksijen kaybı, mallar, silinsin haritadan." vs vs vs. Bağzı şehirleri silsek ülke aslında çok ferahlayacak, uzay çağına geçecez ama hep bu şehirler engel oluyor işte. Bir Trabzonsporlu olarak 'a ayrıca gelicem ama öncelikle:

1- Sol, daha doğrusu devrim yapma iddiasındaki devrimciler halkı sürü yerine koymaz, yüzde bilmem kaçı aptal muamelesi yapmaz, verdiği oylara göre sınıflandırmaz. Sahiplenmesini, örgütlenmesini, politikasını göstermelik demokrasinin en önemli araçlarından biri olan seçimlere göre, seçim sonuçlarına göre, sandıktan çıkan oylara göre belirlemez. Sınıfsal olarak burjuvazinin karşısına konumlanmış olan, çıkarı devrimden yana olan herkes halktır. Verdiği oylara bakılmaksızın örgütlenme potansiyeli taşırlar ve örgütlenerek halk kurtuluş savaşına katılacaklardır da. Devrimciler halktır, halkın evlatlarıdır, halkın öncüsüdür. Halkı sever, halk için savaşır, halk için ölürler. Sevmedikleri halkın geri yanlarıdır, şovenist yanlarıdır, cahil yanlarıdır. Aynı zamanda yoksulluğunu, çaresizliğini, eğitimsizliğini, aldatılmışlığını, örgütsüzlüğünü sevmezler. Egemenler tarafından halka dayatılan kaderi sevmezler. Ve tüm bunları değiştirmek için emek verirler, mücadele ederler.

2- "Bağzı sol" çağımızın ezen-ezilen çelişkisinin temelinde emek ilişkisi olduğunu bilerek oluşumunu bunun üzerine oturtsa da EMEK harcamayı pek sevmez. Sen emek vereceksin, iyiye güzele bir adım daha yaklaştıracaksın, o da gelip üzerinde tepinecek. Ona hazır kitle vereceksin, onu sevecek. Bilmiyorsa öğretmez, kandırılmışsa eğitmez, iktidarın yönlendirmesi, demagojisi altındaysa gitmez. Yozlaşmışsa, düşkünleşmişse, baskıyla yoksullukla ehlileştirilmişse, ahlaki çöküntünün, şovenist kışkırtmaların etkisine kolayca giriyorsa ya kaçar ya da bir de ben vurayım der. Kendisi bu halkın içinden değil, bu halkın içinde yaşamıyor gibi üst perdeden atar. O aydındır, ilericidir, bilendir, akıllıdır(!) Diğerlerinin seviyesine inmeye lüzum yoktur, ayaklarına çamur bulaşır mazallah. Burunları kaf dağında ama yürekleri memleket derdiyle dolu(!) Dahiyane çözüm önerileri hep emeksiz, risksiz, hazırcılık ve kolaycılık üzerine kurulu ama rahatları bozulmasın gibi bir dertleri kesinlikle yok(!) Bir de çok Avrupavariler:)

Gelelim Trabzon'a ve sevdamıza:) 2005'te Trabzon'da yaşanan linç girişiminde saldırıya uğrayanlardan Trabzon-Vakfıkebirli Zeynep, Halkın Sesi'yle yaptığı röportajda Trabzon'u siyasal, sosyal ve ekonomik olarak şöyle anlatmış:

"Trabzon kenti, tarihi ve kültürel olarak bölgenin merkezidir; ancak buna paralel bir ekonomik gelişimi yok. Kentimizde 1 milyonu aşkın bir nüfus yaşıyor. Müthiş bir işsizlik var. Mesela kentimizde sanayi gelişmemiş, tarım deseniz, hepiniz biliyorsunuz fındık üreticisinin durumunu. IMF’nin tarım politikası fındığı da vurdu ve fındık üreticisi 2 yıldır bırakın kazanmayı, zarar ediyor. Sanayi yok, tarım bitmek üzere ama kent merkezinde buna paralel bir yoksulluk görüntüsü yok. Kentte dönen bir para, bir pay var. Bu payın üretimde karşılığı yok. Gayrimeşru işlerle dönüyor Trabzon ekonomisi; yani fuhuştan, uyuşturucudan, para ticaretinden vs. kazanılmış bir para kentteki. Mesela bu kentin yerel zenginleri tefecilerdir. Bunlar aleni mafyadırlar; herkes bunları tanır, kendi silahlı adamları vardır. Valilerle, yardımcılarıyla kumar masalarında; sivil polislerle muhabbette görülürler sık sık. Yerel gazetelerde ‘Saygıdeğer işadamları’ olarak anılırlar. Her türlü p*s işi çevirirler, öyle gizli saklı da değil; kimse bunlara bir şey demez. Kentte etkin güçlerdir. Tek bir şey üretmeden kentin başına çöreklenmişlerdir. Fuhuş ve uyuşturucu mafyası da bunlarla iç içe geçmiş. Zaten müthiş bir yozlaşma var. İşsiz güçsüz ve değersiz bırakılmış, gelecek garantisi olmayan genç insanları alabildiğine kullanıyor bu kesimler. Hepsi mafya olma özentisinde genç insan dolu Trabzon sokakları. Trabzon merkezini hiç boş bulma şansınız yoktur. Hafta içiymiş, mesai saatiymiş hiç fark etmez; Uzun Sokak’ta yürümek her zaman zor olacaktır sizin için. Meşru çalışma alanları olmayan kentte genç insanlar sokaklarda tıklım tıklım birikiyor. Çoğu gayrimeşru ilişkilere bulaşmış, bu nedenle işsizliğe paralel bir yoksulluk yok burada. Yine bu büyüklü küçüklü mafya ve çetelerle yerel idare kurumlarının arasında adeta ahpap çavuş- karşılıklı kullanma kullanılma ilişkisi vardır. Bu kentte TAYAD’lılara linç girişimlerinde bu ilişkiler alabildiğine kullanıldı mesela. Sokak kabadayılığı, ‘Kodum mu otuttururum’culuk, linççilik hep pohpohlandı.

Trabzon’da yoğunlaşan bir milliyetçilikten bahsediliyor. Devlet doğudaki savaşta buranın insanlarını çok kullandı; devlet erkanının çocukları yazlıklarda askerlik yaparken Trabzonlu gençler doğuda savaştırılıyordu. Çok asker cenazesi geldi bu kente. Böyle bir hassallaşma sağlandı. Ayrıca resmi ideoloji az önce saydığım ilişkilerin hâkimiyetindeki insanların beynine adeta kazındı. Bugün de bunun için bütün araçlar kullanılmaya devam ediliyor. Egemenler insanların ekonomik çıkmazda oluşunu, bunalmışlığını, tepkisini kendine silah yapmaya çalışıyor. İşte Trabzon’u böyle tartıştırıp duran olaylar aşağı yukarı böyle bir ortamdan beslendi, besleniyor."

Ve röportaj şöyle bitirilmiş: "Bu kent dışarıdan çok sevimsiz görünüyor, biz de pek sevimli bir tablo çizmedik gerçi. Tablonun çirkinliği sistemin çirkinliğidir, diyoruz. Sorunu sadece burada aramak diğer yerlerdeki kontra faaliyetleri aklamaya hizmet ediyor. Bir de bu tablonun öteki yüzü var. Mesela bu kentte şehitlerimiz var, yıllardır süren bir devrimci mücadele var. Ogün Samastlar bu kentten çıktı; evet ama Cengiz Soydaşlar, Selami Kurnazlar, Faruk Kadıoğlular, Bahattinler, Sinanlar da bu kentten çıktı. Biz Trabzon’u bu potansiyeliyle gördük ve öyle sevdik. Bu kentte yaşıyor olmaktan da hep feyz aldık."

"Selami ağabeyce bitirelim: 'Mısır ekmeğinin, hamsinin ve umudun adı aşkına' bu kenti ite köpeğe bırakmaya hiç niyetimiz yok."

Trabzon'un bir yanı bu, siyasi yanı. Diyalektik bakan, neden-sonuç ilişkisi kuran dolayısıyla halktan yana çözüm üreten, üretecek olan bakış açısı böyle yorumluyor. Diğer yanı ise sportif desek de yine siyasi bakıştan bağımsız ele alınamaz. Trabzonspor-Fenerbahçe maçında yaşanan gerginlikler ve maçın son dakikalarında sahaya atlayan bir taraftarın yan hakeme saldırması üzerine yine genellenmiş bir Trabzon ve Trabzonspor karşıtlığı, büyük bir çoğunluğu aynı noktada birleştirdi: "Çok büyük ayıp, utanç! Faşist Trabzon haritadan silinsin, Trabzonspor küme düşürülsün, kapatılsın!" vs. Saldırıya uğrayanlar bile "memleketimizi seviyoruz" derken birileri çıkıp bu linç saldırısını da örnek vererek şehri silmekten bahsediyor ama "Tablonun çirkinliği, sistemin çirkinliğidir." diyemiyor.

Trabzonspor taraftarları hak, adalet mücadelesi kime karşı nasıl verilir, isyan asıl olarak nasıl örgütlenir, bunları kavramış ve uygulayan bir kitle değil. Şovenizme, milliyetçiliğe, kullanılmaya, yönlendirilmeye, şiddete fazlasıyla açık bir taraftar profili var, genel olarak şehrin insanı gibi, genel olarak çoğu şehir gibi ve aynı şekilde çoğu tribün gibi. Buna rağmen halkçı bir bakış asla bütün bir şehri, halkı, meslek grubunu, taraftar topluluğunu genelleyerek ele almaz, faşist olarak yaftalamaz, düşmanı olarak görmez ve kendine düşmanlaştırmaz. Çünkü genel bir saldırı hali genel bir savunmayla karşılık bulur ve yanlışı bile savunan bir kenetlenme hali oluşturur, yanlış saflaşmalar yaratır. Futbol, solun halkı bölme, ayrıştırma, suni saflaşma yaratma alanı olamaz. Çok açıktır ki bu egemenlerin yöntemidir, futbolu kullanma amaçlarından biri de budur.

Aynı solcu tayfanın özenle kaçındığı bir diğer şey ise sonucun görülüp nedenlerin ise hiç irdelenmemesi. Onlar iktidarın Trabzon'u, Trabzonsporluları koruyup kolladığını söylüyor ama bir kısım Trabzonsporlu tam tersine inanıyor. Medyası, yazarı, gazetecisi, politikacısı ve hatta "solcusu" tarafından ötekileştirildiklerini söylüyorlar. Çalınan şampiyonluklar var sonuçta. Ve asıl olarak çalanların, emek hırsızlarının iktidarın koruması altında olduğu pratik olarak da göz önünde. Hakemler tarafından kasıtlı ve aleni olarak süreklileşmiş bir haksızlığa, taraf tutmacılığa maruz kalan bir Trabzonspor var. Peki sorunların kaynağı olarak gördüğünüz Trabzonspor küme mi düşecek; bu kirli ligde oynamasın diyen de biziz. Futbol kültürüne birçok değer, yenilik katmış, bir felsefesi olan takımımız, taraftarımız çekilince Türk futbolunda ne gibi bir ilerleme, gelişme bekliyorsunuz? Sporun, özelde ise futbolun iktidar tarafından nasıl kullanıldığı açık. Kulüplerin şirket mantığından, endüstriyel futbola şu düzende temiz kalmış tek kurum yok. Şike, kara paralar, doping, ırkçılık, şiddet Türk sporunun özetini oluştururken tekil olaylarla -hatta süreklileşmiş olsun- bir takım-taraftar üzerinden kusulan kinin-öfkenin-düşmanlığın diğer her şeyi, hepsini aklamaktan öte bir işlevi yoktur.

Bugün -solcu- bir köşe yazarı Beşiktaş güzellemesi yazmış; "Korkmayın, Beşiktaş var!" Sanki Beşiktaş bu ülkenin, bu kirli futbolun bir parçası değilmiş, iktidar yalakalarının parayla dönen bir kulübü değilmiş, sanki Beşiktaş taraftarı da müşteri olarak görülen bu sistemin bir parçası değilmiş gibi 100-300-1000 Beşiktaş taraftarının ya da özelde Çarşı grubunun yaptığı eylem, etkinlikler üzerinden ülke futbolunu kurtarmış, bizim de içimizi rahatlatmış yazar(!) İyi de o taraftarlardan her takımda var, hatta inanmayacaksınız ama Trabzonspor'da bile var! Objektif olduğunu iddia eden ama şöyle oturmuş bir bakış var: Beşiktaşlılar 1000 kişi sahaya inse adı haksızlığa isyan olur ama Trabzonsporlu 1 kişi inse tüm şehir faşist olur. Beşiktaş başkanı iktidara yaltaklanınca Beşiktaş hala halkın takımı olur ama Trabzonspor başkanı mitinge katılınca Trabzonspor iktidarın oyuncağı, yalaka takımı olur. Fenerbahçeliler sahaya inerse doğal bir sonuç olur ama Trabzonsporlular inerse -hatta inmezse- tellere elektrik verilsin olur. Fenerbahçe taraftarlarına polis şiddeti olunca kınanacak bir hadise olur ama Avni Aker'in tepesine keskin nişancılar yerleştirilince yakışır olur. vs vs. Örneğin; hakeme saldıran taraftarın dayısının konuşmaları paylaşılıyor, "bakın ne kadar şiddet yanlısı-faşist" gibisinden. Belki de faşisttir ya da AKPlidir, bilmiyorum ama konuşmasından bunu çıkarmadım en azından. Adam; Trabzonspor'a yapılan haksızlıkları anlatıyor, emeklerinin çalındığından, şikeden bahsediyor. O zamandan beri maçlara gitmediğini, eğer giderse kendisinin de tepki gösterebileceğini söylüyor ve ekliyor; adalet yoksa kaos-anarşi başlar diye. Eminim başka bir takımın taraftarı olsaydı övgüyle bahsedilecek, alkışlanacaktı söyledikleri. "Haksızlığa karşı isyan meşrudur" olacaktı o zaman. Fenerbahçe kulübü oyuncusunun yaptığı ırkçılığı savunduğu gibi, taraftarının yaptığı ırkçılığı bile basın toplantısı yaparak savunmuştu mesela. Ya da İstanbul takım taraftarlarının tribünlerde ölümle sonuçlanan şiddetinin boyutu küçük mü geldi ki hafızalarda yer edemiyor? İşte bunların tümü solculuk, duyarlılık, kardeşlik, fair-play falan değil kör taraftarlık, fanatizmden kaynaklanıyor.

Aziz Yıldırım gibi yılların ustalaşmış çeteci, mafya, emek hırsızı, silah tüccarını alkışlamış, sol değerleri önüne meze etmiş eller temiz futbol dersi vermeye kalkıyor. Ali Koç'a bile devrimcilik payesi vermeye kalkan "büyük" solcular şehirleri ortadan kaldırarak faşizmle mücadelede tur atlıyorlar(!) Samimiyetsizler! Siz önce kendi üzerinize bulaşan kirlerden, çarpık bakış açınızdan temizlenin. Popüler olanın peşine takılmak, çoğunluk olmak, çok sesi çıkmak sizi temiz, dürüst, ahlaklı, adaletli yapmaz. Trabzonspor taraftarı ülkeyi yönetenlerin sporu da yönettiğini, faşist, adaletsiz, baskıcı iktidarın belini kırmadığı müddetçe tokat yemeye devam edeceğini, en savunmasız-güçsüz kısma vurulurken tepedekilerin sırtını sıvazlayarak hak-adalet mücadelesi yürütülemeyeceğini öğrenecektir bir gün. Taraftar olarak değilse, bir şehrin halkı olarak öğrenecektir. Peki siz körleri oynayan işime gelirseciler, her şeyi bilirimciler siz hangi yöne gideceksiniz? Amedspor'a ırkçılık yapılmasına, Beşiktaş taraftarlarının da Fenerbahçe taraftarlarının da polis saldırısına maruz kalmasına, Anadolu takım taraftarlarının yaşadığı haksızlıklara, Trabzonspor'a yönelik adaletsizliklere, çalınan emeğine, şikecilere, futbol oligarşisine hepsine aynı şekilde karşı çıkabilecek misiniz? Halkı taraftarlık üzerinden ayrıştırmadan, fanatizminizi sol gibi yansıtmadan, taraftarları yaftalamadan, şehirleri silme planları yapmadan, devrimci kültürün, sol değerlerin tüm renklerin üzerinde bir bakış açısı sunduğunun farkına varabilecek misiniz?

“Bu memleket, bizim.
Bu cehennem, bu cennet bizim.” diyor Nazım Hikmet.

Bu memleketin suyunu, deresini, ağacını, taşını, toprağını, her karışını da, tüm şehirlerini de, halklarını da sevmeyi öğreneceksiniz. Biz öğreteceğiz.

*Bizimkilerden:) Vira | Cezası yok nasılsa, şike yap kanarya https://www.youtube.com/watch?v=g3hN5JEwgwg&feature=youtu.be

* Korkmayın, Beşiktaş var! http://t24.com.tr/yazarlar/leyla-alp/korkmayin-besiktas-var,14429?utm_medium=social&utm_content=sharebutton


Hasibe ÇOBAN

A.Bilbao ile oynadığımız müsabakayı yaklaşık 150 viralı birlikte izledi.. Videodaki ilk bestenin sözleri: Artık Oynama Kendini Yorma Cezası yok nasılsa Şike ...

-Ama üç yıl sonra askerliğin kendisine göre olmadığını fark ediyor. Çünkü oradaki hiyerarşik yapı bünyesine ters. Bir ge...
06/04/2016

-Ama üç yıl sonra askerliğin kendisine göre olmadığını fark ediyor. Çünkü oradaki hiyerarşik yapı bünyesine ters. Bir gece sabaha kadar şınav çektiriyor üst sınıftakiler. Gerekçe ise “En büyük Fenerbahçe” dememesi. En büyük Trabzonspor çünkü!

- Zaten İstanbul’da okurken bile “Köye rakı içmeye gideceğiz” haberini alır almaz ertesi gün Trabzon’da alıyor soluğu.

Nadiren rastlanan bir durumdur: Bir kişiyle, farklı zamanlarda, ortamlarda ilişki kurmuş insanların o kişiye dair benzer şeyler söylemeleri. Çünkü genelde insanlarla ilişki kurarken bizim hangi ihtiyacımıza karşılık geldiğine dair bir içgüdüyle hareket ederiz. Bir başkasının sinirli bulduğunu, biz ç…

17/03/2016

Hiç kötü oynayarak kaybetmeyin,
Hep hakkınız yenerek kaybedin maçlarınızı.

Beter olun,
Beter olun,
Beter olun!!!

!

17/03/2016

Ankara saldırısını TAK Üstlenmiş.
PKK ile ilişkileri herkesin malumu.

Sorsanız Hedef "çevik kuvvet"miş.
Kürt illerinde "teröristleri vuruyoruz" diyerek sivilleri ve çocukları da katleden saldırılardan en ufak farkı yok bu yapılanın. Hatta daha da kötüsü. Velhasıl İkisi de faşizm. İkisi de zulüm. İkisini yapan da zalim.

Şurası kesin:

7 Haziran sonrası canlanan, kardeşliğe yönelik umutları hep birlikte tükettiniz. Şimdi nurtopu gibi bir iç savaşımız ve birbirinin kanını içmeye, arada da sivilleri, çoluğu cocuğu kaynatmaya yeminli katillerimiz var.

Biz,
Ne İsa'ya ne Musa'ya yarananlar, hepinizi lanetliyoruz.
Lanet olsun size. Lanet, lanet lanet!!!

"Nerede olursan ol içeride, dışarıda, derste, sırada. Yürü üstüne üstüne, Tükür yüzüne celladın, Fırsatçının, fesatçının...
22/02/2016

"Nerede olursan ol
içeride, dışarıda, derste, sırada.
Yürü üstüne üstüne,
Tükür yüzüne celladın,
Fırsatçının, fesatçının, hayının..."

240 gündür nöbet tutan Artvin halkı dün geceden beri çevre illerden gelen kolluk kuvvetlerinin baskısı altında topraklar...
16/02/2016

240 gündür nöbet tutan Artvin halkı dün geceden beri çevre illerden gelen kolluk kuvvetlerinin baskısı altında toprakları için direniyor. Artvin'de, Kafkasör Yaylası Cerattepe bölgesinde maden çıkarılması için Cengiz İnşaat yetkililerinin, asker ve polis eşliğinde zırhlı araçlarla bölgeye gelişi Artvin halkını sokağa döktü.
Devrimci Trabzonsporlular olarak insanı, hayvanı, bitkiyi, havayı, toprağı, suyu katleden bu düzene boyun eğmeyenlerin yanındayız.











Dilek Doğan.Yaşadığı evde,Ailesinin gözü önünde,Gecenin bir yarısı,Polis tarafından katledildi.Dilek Doğan için adalet i...
12/02/2016

Dilek Doğan.

Yaşadığı evde,
Ailesinin gözü önünde,
Gecenin bir yarısı,
Polis tarafından katledildi.

Dilek Doğan için adalet istiyoruz.
17 Şubat Çarşamba Günü
Saat 10.00'da
Çağlayan Adliyesi'nde adalet talebimizi haykırıyoruz!

Address

Trabzon
61040

Website

Alerts

Be the first to know and let us send you an email when Devrimci Trabzonsporlular posts news and promotions. Your email address will not be used for any other purpose, and you can unsubscribe at any time.

Share

Category