12/05/2021
SHADOW STRIKING / GÖLGE VURUŞU*
AÇIK ÇAĞRI
Ücretsiz, tüm kadın ve kendini ikili cinsiyet kimliklerinin ötesinde tanımlayan bireylere açık, çevrimiçi ve canlı yapılacak ‘Shadow Striking / Gölge Vuruşu’* antrenmanlarına katılmak, Muay Thai (Tayland boksu) temelli vuruş tekniklerini kullanarak öz-gücünü deneyimlemek isteyenlerden** gelen cevaplara göre, ilk etapta bu Pazar 13:00 ve gelecek haftadan itibaren haftaiçi belirlenecek bir gün 20:00’de başlıyoruz!
AÇIK ÇAĞRININ DETAYLARI:
Geçtiğimiz birkaç haftadır İstanbul Sözleşmesi’nden çekilme kararıyla ilgili hissettiklerimi ve bunun tetiklediği bir açık çağrıyı paylaşmak istiyorum.
Pek çokların da dile getirdiği gibi, aslında sözleşmenin uygulanması yaşatıyor(du). Uygulanmasında gönülsüz olunan veya bir takım yetersizlikler nedeniyle tam uygunlanamayan bir sözleşmenin tarafı olmaktan cayma kararı, bir bakıma ikiyüzlü bir ‘duruş’ yerine gerçek tavrın ortaya çıkması olarak da görülebilir. Ortaya konan bu ‘gerçek tavır’dan son derece rahatsız olmakla beraber, niyetlerin, tavırların saklanması veya gizli kalmasından ziyade görünür olmalarının önemli olduğu kanısındayım; özellikle hayatın her alanında daha çok şeffaflığa ihtiyaç olan bu dönemde.
Her birey değiştirmek/değişmesini istediği konuda farklı yöntemlere başvuracaktır. Ben de mevcut şartlar, kapasitem, yönelimlerim ve imkanlarım dahilinde bu alanda kadınlar ve kendini ikili cinsiyet kimliklerinin ötesinde tanımlayan bireylerin iç güçleriyle buluşmalarına, canlı, çevrimiçi, ücretsiz ve beden temelli bir çalışma serisiyle katkıda bulunmaya çalışmak istiyorum.
Fiziksel, bedensel gücümüzün kaynaklarından birinin içimizde yattığına inanıyorum ve ona ulaşmanın en tanışık olduğum yolu, dövüş sporları vasıtasıyla öz-gücü keşfetmek, geliştirmek, pratike etmek. Bu noktada, daha fazla şeffaflığa ihtiyaç olunan bir alan daha var gibi geliyor: vurmak/vuruş (striking), şiddet, öz-savunma ve öz-güç ilişkisi.
‘Vurmayı’ öğrenmek, şiddete meyil etmek anlamına gelmek zorunda mıdır? Bir t**a gelişine vurmakla, tekme atmanın bedensel hissinin benzerliği gibi alanlardan yola çıkarak bedensel vuruş, şiddet bağlamının dışında, öz-gücün bir dışa vurumu olarak düşünülebilir mi?
Bir başkasına şiddet uygulamaktan kaçınarak öz-savunma ‘öğrenmek’, öz-savunmayı bir antrenman simülasyonu içerisinde ‘deneyimlemek’ ne kadar mümkündür?
Hayalim bu gibi soruları, ortak bir bedensel deneyim alanından yola çıkarak beraber çoğaltmak, herkesin kendine en yakın hissettiği ve muhtemelen birbirinden farklı cevaplara doğru yol almasını sağlamak. Ve tabii nihayetinde, her bireyin bedeninin, öz-gücünü diz-dirsek-yumruk-tekme teknikleriyle, kendine has şekilde ortaya koyma becerilerini geliştirmek.
Herkes, her beden farklı, ve bu çok güzel.
Çevrimiçi çalışma hakkında
Bu öncelikle, dileyenlerin canlı ve çevrimiçi bir antrenmanı uygular gibi katıldığı, dileyenlerin de içeriğini geliştirmek bakımından aktif katılımcısı olabilecekleri fiziksel, bedensel deneyim odaklı bir çalışma olacaktır. Yaş sınırı yoktur, herkes kendi kapasitesine antrenmanları takip edebilir.�
Katılımcıların kendilerini güvende ve rahat hissedilen çevrimiçi bir ortam oluşturmak çok önemli olduğundan, çalışmanın gerçekleştirilme koşullarına dair bir çerçevede uzlaşma sağlamanın yararlı olacaktır (örneğin ilk aklıma gelenler antrenman herkese açık ve ücretsiz olmakla beraber, Zoom linkini benimle direk iletişime geçildiğinde iletmem, kameraların açık olması gibi konular ortak bir karar ile alınmalı…). Bu çerçeve her daim tartışmaya ve değişime açık olacak ve belki de farklı hassasiyetlere uygun farklı çalışma grupları kurma ihtiyacı ortaya çıkacaktır. Benzer şekilde farklı sorumlulukları ve hayat şartlarına göre saatler de belirlenmesi gerekebilir. Bunların hepsini süreç içerisinde göreceğiz.
Açık çağrıya cevap verenlerle ilk etapta Instagram üzerinden iletişime geçip, birkaç örnek antrenmanı bu platformdan canlı planlayabilir ve sonrasında Zoom’da önceden anlaşılmış gün ve saatlerde devam edebiliriz.
Katılımcılara ne sağlayabilir?
Her şeyden önce, bireyin kendine ve öz-gücüne güveninin, kişinin bedenine yansıdığını ve etrafına sirayet ettiğini hem şahsi deneyimime dayanarak, hem de kadınlarla daha önceki çalışmalarımdan aldığım geri dönüşlere dayanarak söyleyebilirim. Bu bakımdan bireyin öz-güveninin gözle görülür hale gelmesi ve ‘caydırıcı’ bir titreşim yayması çok muhtemel.
Gerçek bir tehlike veya tehdit anındaysa bireyin kendini o durumdan çıkarması konusunda devreye giren pek çok bileşen var. Böyle bir durumda verilen tepkiler sıklıkla ‘dövüş, kaç, donakal’ olarak kategorize edilir ve bireyin bedeninin hangi tepkiyi otomatik olarak dışa vuracağı da kişiden kişiye durumdan duruma değişecektir.
Bu çalışmanın, vuruş tekniklerini hem zihin hem de kas hafızasına işleyerek, onların ihtiyaç halinde refleks olarak ortaya çıkmasına, yani ‘dövüş’ tepkisi verilmesine katkıda bulunabilecektir.
Tehlike karşısındaki bu tepkilerden özellikle ‘donakalma’ya meyilli olanların; kendilerini, bedenlerini tanımalarının bu donukluğu kıracak bedensel bir çözülme sağlaması çok olası olacaktır.
‘Kaç’ tepkisi açısından bakıldığındaysa, düzenli fiziksel antrenmanın kardiyovasküler kapasiteyi arttırması sayesinde, kaçma eyleminin gerçekleşmesinde önemli rol oynayacaktır.
*’Shadowboxing / Gölge Boksu’ terimi, dövüş sporlarının pek çoğuna ortak olan, kişinin tek başına, herhangi bir ekipman olmadan, teknikleri “havaya” ya da “boşa” uyguladığı bir antrenman rutinidir.
�** Bu açık çağrının erişilebilirliğinin sınırlılığını belirtme gereği duyuyorum: İnternet bağlantısına ve bağlanabilecek bir cihaza erişim maalesef halen bir ayrıcalık. Diğer yandan engelli bireylerin çeşitli ihtiyaçlarına uyumluluk açısından büyük bir eksik mevcut.