22/07/2022
🥊Bergson’a göre, zekâ içgüdünün bir ön basamağı değildir. İçgüdü, zekâyla aynı değerde bir bilgi kaynağıdır. Hayvanlarda açık bir biçimde beliren içgüdü, bize yalnız bilgi vermez, gerçekliğin doğrudan içine götürür. Ama içgüdünün iki güçlüğü vardır: İlkin, içgüdü kayıtsızdır ve çevresiyle sınırlıdır. İkinci olarak, kendi üzerinde düşünemez. Zekâ içgüdünün bu iki güçlüğünü yener ve onu aşar; ama onun da güçlükleri vardır. Yalnızca ölü olanı, değişmez olanı, hareketsiz olanı kavrar.
Zekâ, gerçeği kavramada başarısızdır; çünkü evreni tanımak için değil, ona egemen olmak için verilmiştir. Bilim tanımak istediği her şeyi öğelere ayırır, parçalar; ama böylece de onu ölü duruma getirir.
Süre nedir? Süreyi en iyi kendimizi tam vererek bir melodiyi yaşarken anlarız. Gözlerimizi kapatalım ve kendimizi müzik yaşantısına bırakalım. Sesler, notalar artık parçalanmayacak, bütün olarak duyulacaktır. Dakika ve saniyeler fark edilmez, her uzay parçası hissedilmez olmuştur. Bir nota, sonra gelen notanın içinde kaybolur ve sürekli bir akış ortaya çıkar. Bu yaşantıda maddeyi yeniyoruz, uzayın sınırlarının üzerine çıkıyoruz ve içimizde salt bir süreyi yaşıyoruz. Tüm benliğimizle kendimizi bir işe verdiğimizde de aynı şeyi yaşarız. Tam kendini verişte zaman ortadan kalkar, süre başlar. Süreyi yaşayabilmemizin koşulu hafızadır. Hafıza zaman aralıklarını yener, geçmiş şimdi olarak yeniden yaşanır. Hafızada uzayı ve zamanı bırakıyoruz.
Gerçeği kavramada zekâ başarısız olunca, başka bir unsur bulunmalıdır. Bu da sezgidir. “Süre”den sonra “sezgi” Bergson’un kullandığı ikinci kavramıdır.
Sezgi, içgüdü ve zekânın bir birleşimidir. Gerçeği böyle dolaysız kavramakla içgüdüden yararlanır. Akıldan yararlanmasıysa iki türlüdür. İlkin akıl içgüdüyü tutkularından kurtarır, ikinci olarak da içgüdüde uyku hâlinde olan bilinci tam olarak uyandırır. Sezgi, kendi bilincine varmış içgüdüdür. Gerçeği bize kavratacak olan da sezgidir.
Sezginin bize gösterdiği gerçeklik nedir? Bergson’a göre gerçeklik yaşam akışıdır. Bu akışta taşlar, bitkiler, hayvanlar ve insanlar durmadan akıp gider. Madde, değişmez görünüşüne rağmen, durmadan akan hareket içinde kavranır.