01/09/2014
Almanya'dan sonra Amerika Birleşik Devletleri ve İngiltere de Türkiye'yi ve hükümeti dinlediğini beyan ediyor. Bu tür devletlerin bunu açık bir dille söyleyebilmesi için elinde gerçekten çok büyük kozlar olması gerekiyor ve sanırım işin kötüsü de var. Bunların neler olduğunu, neler olabileceğini sizin hayal gücünüze bırakıyorum. Almanlar'la pazarlık masasına oturuluyor, aynı şekilde bu pazarlıklar Amerika ve İngiltere ile de olacak gibi görünüyor. Ucu çok açık. Eğer bir ülkenin istihbarat servisi bir ülkeyi dinlediğini söylüyor ve bunu kendi başbakanları bu denli açık dile getirebiliyorsa anlaşılan o ki hükümetimizin ve ülkemizin yumuşak karnını bulmuşlar. Tavizler, tavizler, tavizler... Tek bir çıkış yolu var. Bu pazarlıklardan bir sonuç çıkmaz ise yakın bir zamanda İşid yada Pkk tarafından sınırlarımızda yada ülkenin belirli noktalarında ciddi sorunlar yaşayacağız demektir. Bir nevi suç bastırma olarak nitelendirebiliriz bunu. Hem kamuoyunu başka bir yöne çekmek hem de gündemi değiştirmek için yapılabilecek en ideal hamledir. Başkomutan sıfatında olan biri için çok sakıncalı ve ciddi bulgular varsa bu bir savaşa dönüşebilir. Kendi polislerine sırf görevlerini yerine getirdiler diye zalimlik yapıp başka ülkelerin istihbaratlarıyla pazarlık yapmak demek bir nevi bu ülkede kim kafasını kaldırırsa kaldırsın ezeriz politikasıdır. Öyle yada böyle ülkemizi zor günler bekliyor. Bunları bir siyasi malzeme olsun diye degil her Türk vatandaşı gibi düşünmekle hükümlü olduğum insanlar için yazıyorum.