23/05/2019
(Bu yazı 2018 yılında yazılmış kulübün tarihçesini anlattığım ilk makaledir)
Merhaba;
Ben; KATANA SPOR KULÜBÜ Başkanı ve Karate Antrenörü Turgay Okumuş.
Bu “havalı” göreve, 2015 yılı aralık ayında; fitness salonlarında sağlıklı bir şekilde karate eğitimi verilemediği için kalkışmış bulunmaktayım. Evet bu bir “kalkışma”dır. Çünkü kulüp başkanlığı ekonomik güç isteyen bir konumdur.
Ancak ben, bu gücü; öğrencilerimin bana olan sevgisi ve spora olan bağlılığından alarak, banka kredisi ile kulüp açmaya karar verdim. Aynı anda olmak koşulu ile 2 ayrı bankadan 20’şer bin lira kredi, 15 bin limitli bir kredi kartı ve 10 bin lira nakit parayla yola çıktım.
Hesaplarıma göre; ilk yıl her ay 2 bin lira zarar edecek, öğrencilerin artması ile 2. yıl sonunda kredi borçları kapatılacak. Sonraki yıllarda öğrenci artışı devam ederse sporcuların ihtiyaçları karşılanarak organizasyonlara götürülecekti...
Bu süre zarfında kendi ihtiyaçlarımı ve kulübümüzün zararlarını diğer mesleğim olan TRT Spor için dışarıdan hizmet alımı ile yaptığım “spikerlik” görevinden karşılamayı düşünmüştüm. Ancak ülkenin içinde bulunduğu kaos ortamında TRT yönetimi dışarıdan hizmet alımını, kulübü açtığımız hafta askıya aldı. Ve aynı gün içerisinde de evime hırsız girmesi nedeniyle kulüp yönetimi olarak ‘yani tek başıma’ ekonomik bir çıkmaza girdik.
Garanti bankasına olan 20 bin lira kredi; birkaç ay sonra sekteye uğrayınca banka yönetimi önce kredi kartıma bloke koydu, sonra kredi borcumla birlikte avukata verdi. Haciz işlemi başlatıldı ancak hacze gidecek bir mal varlığım olmadığı için telaşe edecek bir durum olmadı.
HİKAYE ŞİMDİ BAŞLIYOR
Böyle bir durumda ilk okul matematiğine sahip her insan, zarar ettiğini ve kulübü kapatması gerektiğini anlar. Ancak neden devam etmek istediğimi “aşk” sözcüğünün kelime anlamını bilenler hissedecektir. Tıpkı 2 aylık maaşı ile sevgilisine pırlanta yüzük almak isteyen bir güvenlik görevlisi misali mantığı yoktur gönül işlerinin…
Kulübümüzdeki aktif lisanslı sporcu sayısı 60’ın üzerinde. Yani 5 yaşından 55 yaşına kadar 60 farklı insanın hayalinin sorumlulukları var üzerimizde. Elini tutamadığımız her çocuk ülkemiz için potansiyel risk faktörü oluşturmakta. Karate sporunu 22 yıllık süreç içerisinde 2000 den fazla sporcuya aşılamış bir eğitmen olarak, 3. sayfa haberi olmaktan kaç çocuğumuzu kurtardığımızı bilemeyiz. Ama kurtaramadığımız bir öğrencimizi hatırlıyorum. Spor alışkanlığı kazandırmaya çalıştığım 25 yaşlarında grafikerlik yapan hayat dolu güzel ve sevimli bir kız. Yaz tatili nedeniyle spora ara verdiği dönem sonrası kafasının dumanlı olduğu bir gece apartman boşluğuna düşerek bir daha spora hiç gelemedi. Artık grafikerlik de yapmıyor… Arkadaşları tarafından alıştırıldığı duman gibi uçup gitti.
Spor deyince akla elbette başarılar geliyor. Son gidilen illerarası turnuvada 13 sporcu ile 9 madalya aldık. Ve 2 si hariç diğer tüm öğrencilerimizin ilk mücadelesiydi. Yani hedefimiz geleceğin olimpiyat şampiyonlarını hazırlamak. Ama hangi madalya kurtarılamamış bir hayat kadar değerlidir…
Toplamda maça giren 30 öğrenciden 26 sı madalya almayı başardı. Madalya alamayan 4 öğrenciden 1’i maça girebilecek fiziksel özelliklerde olmamasına rağmen sosyal bir proje olarak maça sokuldu. Yani ilk kez arkasında kendisine inanan birini görsün, kendisinden bir şeyler beklenildiğini görüp hayata tutunsun diye. Çünkü ailesinin bile kendi çocuğuna hiçbir inancı yoktu. Öz babası “bu çocuğun ne işi var sporda” diyordu. Üstelik Karate gibi zor bir branşta. Duruş bozukluklarını ve özgüvenini değiştirdik…
Madalya alamayan diğer 3 öğrenci şanslarını tekrar deneme fırsatları olsaydı başarırlardı. Ancak eşlerine inançları olmayan ve ayrılan ebeveynlerin çocuklarına ne kadar inançları olur ki bu şansı versinler. Çocuklarını spor yerine psikoloğa götürmeyi tercih ettikleri için başarılı olamadık.
Bireysel anlamda sonuç aldığımız en önemli başarımız 25 yaşındaki genç kızımız oldu. Çok cesur bir kararla 93 kilo olarak geldiğinde “karateci olmak istiyorum” dedi. Bir kız çocuğu için 160 boyunda o kilo sosyal hayatında büyük sorundu. Bir karate sporcusu için de kabul edilemezdi. Ama benim yanıma geldiğinde anahtar kelimeyi söylemişti. Zayıflamak istemiyordu. “KARATECİ” olmaya gelmişti.
3 ay sonra 59 kilo bir karateci oldu. Ve 1 yıl sonra İller arası turnuvada bronz madalya kazandı. Kilosunu sabitledi. Ve yakında 1. Dan bir siyah kuşak olacak..
KOCAMAN BİR AİLEYİZ
22 yıldır tekme ve yumruk atmaktan çok daha fazlasıyla mücadele ediyoruz. Ve son 2 yıldır bu görevleri kendi evimiz gibi kabul ettiğimiz KATANA SPOR KULÜBÜ çatısı altında yapıyoruz. Öyle büyük ve samimi bir aileyiz ki; bir velimizi bulaşık yıkarken, bir velimizi cam silerken, bir öğrencimizi paspas ederken yada bir annemizi börek dağıtırken görebilirsiniz… Sporcuları da velilerimizi de bu aileye uyum sağlayacak kişilerden seçiyoruz. Bunu nasıl başardığım ise bir meslek sırrı…
Bu kulübü ayakta tutabilmek en başta benim, sonra sahiplenen velilerimizin en büyük görevi. Çünkü bu çatı altında çok mutluyuz. Bu mutluluğumuza tanık olmak isterseniz sizleri de bekleriz. Belki hayatınızdaki hiç fark etmediğiniz bir eksikliği tamamlarız. Belki bizim size olduğunu düşündüğünüz kadar sizin de bize ihtiyacınız vardır…
KATANA SPOR KULÜBÜ’nü ayakta tutmak bir zorunluluk değil, sosyal sorumluluktur. Bu yüzden ziyaret edip bizleri tanımanın hiçbir yükümlülüğü yoktur. Görüşmek dileğiyle… Oss…
Samimiyetle yazımızı okuyan duyarlı her şahıs ve kuruma sevgi ve saygılarımızı sunarım..!
Katana Spor Kulübü Başkanı
Sensei
Turgay OKUMUŞ