04/05/2026
Kurtköy’de Bir Salon, Bir Hatıra… ve Bir Gerçek
Hafta sonu İstanbul Şampiyonası’nı izlemek için Kurtköy’deydim. O salona girer girmez yıllar öncesi gözümün önüne geldi. Federasyonun ilk kurulduğu dönemler… İlk dan sınavları… İlk şampiyonalar… O salon, bu branş için bir başlangıç noktasıydı. Belki de bir dönüm noktası.
Ama bugün orada gördüğüm şey geçmişten çok farklı değildi.
Organizasyon aynı. Sistem aynı. Akış aynı.
Yıllar geçmiş ama gelişim yok.
Daha ilginç olan ise sayılar üzerinden oluşturulan “başarı” algısı.
Bugün 680 sporcudan bahsediliyor. Büyük katılım deniyor.
Ama biraz geriye gidelim…
2010 yılında sadece minikler kategorisinde 400 sporcu vardı.
Bugün ise alt minikler, minikler ve yıldızlar toplamı 680.
Yani mesele sayı değil.
Mesele taban.
Eğer bir branşta minik sporcu sayısı düşüyorsa, orada büyümeden değil, gerilemeden bahsedilir.
Daha da düşündürücü olan şu:
O dönem yarışan miniklerin en az %10’unun bugün sistem içinde olması gerekirdi.
Ama sahaya baktığımızda %1’i bile yok.
Bu bir tesadüf değil.
Bu bir sistem sonucudur.
Bugün İstanbul’da organizasyonlar belirli bir bölgeye sıkışmış durumda.
Kulüp sayısı azalıyor.
Turnuva sayısı yetersiz.
Yeni sporcu kazanımı sınırlı.
Ve en önemlisi:
Gerçekler yerine “iyi görünüyoruz” algısı tercih ediliyor.
Oysa spor algıyla değil, tabanla büyür.
Dünyaya baktığımızda ise tam tersi bir tablo var:
Katılımcı ülke sayısı artıyor, sistem genişliyor, yapı şeffaflaşıyor.
Yani dünya büyüyor.
Biz ise yerimizde saymıyoruz.
Daralıyoruz.
Açık konuşmak gerekirse;
Bir branşın yok oluş sürecine girdiğini anlamak için yukarıya değil, aşağıya bakılır.
Minikler azalırsa, gelecek yoktur.
Bu yüzden artık şu soruyu sormak gerekiyor:
Biz gerçekten bu sporu büyütmek mi istiyoruz,
yoksa sadece yapıyor gibi mi görünmek istiyoruz?
Çünkü ikisi aynı şey değil.
Kemal Yolcu