20/01/2026
Almanlar, boş yere rapor alıp sistemi mi sömürüyor?
Başbakan Merz geçtiğimiz gün, Almanya’da bir çalışanın senede ortalama 14,5 gün hastalık izni kullandığını söyledi. Bu neredeyse 3 hafta eder. Gerçekten bu gerekli mi? dedi ve bir tartışma başladı. Merz 14,5 gün dedi ama başka bir rapora göre 2024 yılı için bu rakam senede 22,3 gün.
Merz insanların daha fazla çalışması için motive edilmesi gerektiğini söyledi ve Corona zamanı çıkan telefonla rapor alma olayının da bitmesi gerektiğini.
Türkiye’de çalıştığım dönem, iş günümüz olmamasına rağmen cumartesi ofise gittiğimiz bir gün, konu burnout’a gelmişti ve hafta içi her gün 12 saat çalışan, bir de cumartesi benimle ofise gelmiş bir arkadaş “burnout” nedir diye sormuştu. Almanya’da olsa belki de burnout olup rapor almıştı.
Almanya’da çalışırken, ofiste biraz hapşırsam, “Hasta mısın, neden evde kalmadın?” diye sorarlarken, Türkiye’de hastalıktan ölmediğiniz sürece çalışmak, bir bağlılık ve motivasyon işareti olarak görülüyordu.
İşten çıkarılmanın kolay olduğu, yerinize birinin kolayca bulunabileceği ve ekonomik şartların zorlayıcı olduğu bir ülkede hastalık izni almak daha zor. Ve evet, Almanya’da daha kolay. Üstelik 6 hafta maaşınız tam olarak, sonrasında ise %70’i ödenmeye devam ediyor. Elbette bu izni kullanmanın hastalık kadar, kimi zaman bu faktörlerle de ilgisi var.
Peki hastalık izni almayı zorlaştırarak, insanları belki o hastalığın gri döneminde dinlenmek yerine çalışmaya zorlamak ne kadar doğru? Veya telefonla rapor almayı kaldırıp, muayenehaneye gitmeye zorlamak?
Bence resmin hep iki yüzü var. Ekonomi iyiyken birçok şey daha kolay ama kötüleştikçe, sosyal devletin olanaklarını sürdürebilmek için, önce tekrardan pastayı büyütmek gerekiyor. Ve evet, bunun için de daha çok çalışılması gerekebilir. Öte yandan bu konuda atılması gereken bir dolu adım varken, bunun yolu hastalık iznini zorlaştırmak mı, emin değilim.
Siz ne dersiniz? Almanya’da hastalık izni gerçekten sömürülüyor mu, yoksa tam da olması gerektiği gibi mi uygulanıyor? Yorumlarınızı bekliyorum.